12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbecileri tarafından sol görüşlü olduğumuz için Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış,
Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği ADAM-DER çatısı altında toplanmış askerler olarak, Solkırımcı 12 Mart 1971 darbesini 55’inci yıldönümünde bir kez daha lanetliyoruz.
Darbe öncesinde Türkiye’de gençlik antiemperyalist sol düşünce ile ayağa kalkmıştı. İşçilerin yürüyüş ve mitingleri, grevleri, fabrika işgalleri, topraksız köylünün toprak reformu istekleri antikapitalist bir uyanışı haber veriyordu. Memurlar, öğretmenler, hatta toplum polisleri ve astsubay aileleri yürüyüş ve mitingler yapıyor, haklarını arıyorlardı. Darbeci Genelkurmay Başkanı’nın ifadesiyle “sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aşmıştı.”
Polisiye tedbirler ve paramiliter çetelerin saldırılarıyla önlenemeyen toplumsal uyanış ABD emperyalizminden icazetli darbeyle karşılandı, muhalefet sıkıyönetim balyozuyla ezildi. Devrimci gençler, aydınlar, sanatçılar zindanlara dolduruldu, işkencelerden geçirildi, kurşuna dizildi, asıldı; sol yayınlar yasaklandı, yakıldı.
Ülke çapındaki solkırım, kışlaya da yansıdı. 12 Mart 1971 darbesinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 600 dolayında subay, astsubay ve öğrenci asker, işkenceden geçirilerek, işsizler ordusunun saflarına atıldı. “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” diyerek darbe yapan Genelkurmay Başkanı ise, emekliliğinde banka yönetim kurulu üyeliğiyle ödüllendirildi. Bu ödül, “Holding generalleri”, “Her holdinge bir general” geleneğinin başlangıcı oldu. 12 Mart Paşaları’nın açtığı yoldan nice nice “Holding generali” gelip geçti.
Ne yazık ki, emperyalizmden icazetli 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 darbeleriyle hesaplaşılamadığı için ülkemiz sonraki yıllarda da darbelere maruz kaldı.
Darbe dönemlerinde hukuksuzluk, işkence, emek sömürüsü, baskı ve sansür, yolsuzluk, farklılıkların yadsınması ve asimilasyon, ayrımcılık ve nefret zirveye çıkar.
Asker üniformalı darbeciler, her defasında egemen sınıf iktidarına itiraz edilmeyen, her şeye karşın dile getirilen itirazların resmi/gayri resmi yöntemlerle bastırıldığı bir ülke tasarladılar. Ne acıdır ki, bu tasavvur bugün üniformalı darbecilerin takkeli evlatlarınca fazlasıyla gerçekleştirildi.
Türkiye bugün ancak darbe dönemlerinde görülebilecek zorbalık, keyfilik ve hukuksuzluklayönetilmektedir. Emek sömürüsü, yoksulluk, yolsuzluk, baskı ve sansür, ayrımcılık ve nefret darbe dönemlerindekinden hiç de geri değildir.
TBMM halk iradesinin tecelli ettiği en yüksek egemenlik organı olmaktan çıkmıştır.
Yurttaşlar için güvence olması gereken yargı, darbe dönemi yargısının bile gerisindedir, yurttaş hukuku yerine düşman hukuku egemendir. Toplumsal sözleşme olması gereken anayasa bile askıdadır.
Cezaevlerinde ancak darbe dönemlerinde rastlanabilecek sayıda siyasetçiler, gazeteciler, avukatlar, gençler, öğrenciler, vardır. Düşman ceza hukuku kurbanı olarak cezaevlerinde tutulan siyasetçi, sanatçı, gazeteci, yazar ve gençlerin derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.
Darbe dönemlerinde dış politikada emperyalizme bağımlılık da zirveye çıkar. Solkırımcı 12 Mart darbesinin 55’inci yıldönümünde ülkemiz, Orta Doğu’daki kan ve ateş çemberinden hiç de uzakta değildir. Küresel haydut ABD emperyalizmi ve bölgesel ortağı İsrail’in komşumuz İran’a saldırısı sadece İran’ı değil, ülkemiz de dahil olmak üzere bütün bölge halklarını tehdit etmektedir. İran’da gerici molla rejiminin halklara, kadınlara ve emekçilere uyguladığı zulüm emperyalist saldırganlığa gerekçe olamaz. İran’da rejimi değiştirmek İran halklarının iradesi olmalıdır.
Küresel haydutların açtığı savaşta ülkemizin hava ve deniz sahası ABD ve İsrail uçaklarına gemilerine kapatılmalı, ülkemizdeki ABD üsleri kapatılmalı, ABD ve İsrail’e verilen istihbarat desteği sonlandırılmalıdır. Ülkemiz bölgesel haydutluğun sıçrama tahtası olmamalıdır.
Ülkemiz, Temmuz ayında toplanması planlanan NATO Zirvesi’nin ev sahibi olmamalıdır. Emperyalizmin savaş ve terör aygıtı NATO’dan çıkılmalıdır.
Savaşların vahşetini dehşetini bilen eski askerler olarak,
Bugüne değin nasıl İran İslam Cumhuriyeti’nin vahşetine karşı İran halklarının yanında olduysak, bugün de emperyalizmin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız.
Solkırımcı 12 Mart darbesinin 55’inci yıldönümünde,
On binlerce insanımızın “şehit” olarak ya da “ölü ele geçirilerek” toprağa düştüğü Kürt sorunu konusunda Cumhur İttifakı liderleri ile PKK kurucu lideri arasındaki müzakere sürecini önemsiyoruz. Çünkü süreç, sadece görüşmecilerin sorunu değil, ortak vatandaki tüm bireylerin, hatta sınırlarımız dışındaki soydaş ve kardeş halkların da sorunudur.
Geçmiş deneyimlerin eseri kaygılarımıza karşın temenni ediyoruz ki, görüşmeler, sürecin tarafları konumundaki siyasetçilerin kişisel siyasal beklentilerinin ipoteğinde değildir.
Temennimiz odur ki, müzakereleri yürütenler, silahların bırakılması, kaybedeni olmayan barışın gerçekleştirilmesi, hangi kimlik ve inançta olursa olsun herkesin özgür ve eşit yurttaşlar olarak haklarına kavuşmasıyla kalıcı çözümün sağlanacağı bilinciyle görüşmektedirler.
Tarafların geçmişteki görüşme süreçlerinde sergiledikleri tutarsızlıkların eseri kaygılarımıza karşın diliyoruz ki, müzakereleri yürütenler temel hakların pazarlık konusu olamayacağını kabul eden ahlaki, vicdani, siyasi duyarlığa sahiptirler.
Kalıcı çözüme ırkçı-milliyetçi günahlardan arınmakla, halklar ve azınlıklar arasında hiyerarşi ve üstünlük yerine eşitlikle, ülkenin topyekûn demokratikleşmesiyle ulaşılabilecektir.
Solkırımcı 12 Mart darbesinin 55’inci yıldönümünde tekrar vurguluyoruz: Türkiye bugün ancak darbe dönemlerinde görülebilecek zorbalık, keyfilik ve hukuksuzlukla yönetilmektedir.
Bizler Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri olarak,
Apoletli, takkeli, kravatlı tüm darbelere, diktatörlüklere hukuksuzluklara zorbalıklara baskıve sansüre, emek sömürüsüne, ayrımcılığa ve nefrete karşı mücadeleyi sürdüreceğimizi bildiriyoruz.
ADAM-DER olarak, barış ve özgürlük isteyen emekçi sınıflar ve halklarımızın safındayız. Ortak vatanda, eşit yurttaşlık çatısı altında, herkesin kendi kimliği, dili, kültürü ve inancıyla özgürce yaşayacağı, birbirlerine üstünlük kurmayacağı, ortak evin nimetlerinin hakça paylaşılacağı demokratik ülke mücadelemizi sürdüreceğiz, bu yolda atılacak adımlara destek vereceğiz.
Saygılarımızla.
Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği
ADAM-DER YÖNETİM KURULU







